Voleybol Plus

Taismary Aguero

Bazı sporcuları izlediğinizde ister istemez bir temayla bütünleştirirsiniz. Hırs,aidiyet,tutku… Bu hafta spot ışığının altında voleybol tarihinin gördüğü en “güçlü” karakterlerden Taismary Aguero var.

Kübalı her oyuncu gibi fazlasıyla atletik,her pozisyonda oynamaya elverişli olmasıyla yeterince avantajlıydı. Ama onu unutulmaz yapan mental ve fiziksel gücü oldu. Türkiye’deki ilk röportajında “Sayısız şampiyonluk yaşadım ama burda tek hedefim galibiyet.Kaybetmek karakterime ters.” demeciyle yankı uyandırdı. Yapabileceğini biliyordu,yapıyordu da.

Kariyerini başa sardığımızda Küba’nın tüm dünyayı kasıp kavurduğu dönemlere gidiyoruz,henüz 1993 yılında Küçük Kızlar Dünya Şampiyonası’nın hem en iyi pasörü hem en değerli oyuncusu oluyor,ardından da 1995 Dünya Kupası’nda zirvede yer alan, 1996 ve 2000’de Olimpiyat altınını kimseye kaptırmayan,1998’de Dünya Şampiyonu olan o kadronun yapıtaşı. 1.78 boyu şimdilerde voleybol için elverişsiz sayılabilir ama voleybol dünyası onun kadar “power” smaçör tanımının hakkını veren az oyuncuya şahit olmuştur. Zaten fiziksel özellikler belli bir yere kadar oyuncuyu taşır;özgüven,hırs,inanç ise bir adım daha öne.

Aguero’nun Küba’daki masalsı kariyeri İsviçre’de bir kamptan kaçmasıyla sonlandı. İltica talebinde bulunan Aguero,Italyan fizyoterapist Boghetti ile evlenerek vatandaşlık aldı ve onun için zorlu yeni bir macera başladı. Artık Küba’ya dönmesi bile mümkün değildi. Ama o her şartta başarıya açtı. Daha yolun başında,2002-2003 sezonunda Novara’yla İtalya’da Lig-Kupa dublesi yaptı,ardından Perugia’yla Şampiyonlar Ligi İkinciliği,Cev Kupası Şampiyonluğu,Challenge Kupası Üçüncülüğü geldi.

Türkiye’de de fırtına gibi estiği 2007-2008 sezonunda oyunu kadar akılda kalan verdiği bir röportajda onun mentalitesini açıklayan şu cümleler oldu: “Ligde çok sayıda yabancı oyuncu bulunuyor, ancak ben Türkiye Ligi’nde fark yaratmak amacıyla geldim.Lig sonunda şampiyon olmak varken, ikinci olmak benim karakterime ters bir durum. Takımım Türk Telekom’un şampiyon olmasıyla birlikte en iyi oyuncu unvanı almak bu sezondaki en önemli hedeflerim. “ Ne denir? Özgüven,bazı sporculara çok yakışıyor.

Ardından 2007 yılında İtalya’yla büyük Avrupa başarıları gelmeye başladı. Yine şampiyondu.Yine turnuvanın en değerlisiydi. Bundan sonraki hayatındaki ilk büyük zorluk 2008 Pekin Olimpiyatları’na hazırlandığı,İtalya’nın yıldızlarla dolu kadrosunun favori gösterildiği dönemde karşısına geldi. 8 senedir görmediği annesi hastaydı ve turnuva başlıyordu. Gitmeye çalıştı ama Küba’ya giriş izni alması çok zor oldu. Her şey ayarlandığında ise çok geçti. Annesi hayata gözlerini yummuştu. “Ona tekrar sarılabilmek için yapabileceğim her şeyi yaptım, ama başaramadım….

Böylesine zorlu bir psikolojide ne yapmak gerekir?Ne yaparsa yapsın kimse ona kızamazdı. Ama o döndü. Hatta ilk sözleri “Evet koç,ne zaman antrenman yapıyoruz?” oldu. Çeyrek finalde her şeye rağmen takımının en skoreri olup en iyi oyununu oynadı,yetmedi.3-2 biten o maç, İtalya’nın Olimpiyat altını hayallerini sona erdirdi. Eğer ABD’yi yenebilseler rakipleri Küba olacaktı ve belki de spor tarihine geçecek bambaşka bir epik hikaye izleyecektik. Yine de bu kadarı bile ona duyulan saygıyı kat be kat arttırmaya yetiyor.

2008-2009 sezonundaki Türk Telekom ülkenin gördüğü en güzel takımlardandı. Bahar Mert,Maja Poljak,Lang Ping,Aguero… Belki önemli başarılar elde edemediler ama bu ekibi sadece izlemek bile o dönemi, yolu voleybol salonundan geçenler için unutulmaz yapmaya yetti. Onu izleyen çoğu kişi bir erkek takımında oynayacak kadar güçlü bir kol kuvvetine sahip olduğu konusunda hem fikirdi.O sıralarda Türkiye’den bir efsane daha geçiyordu…

Daha sonra İtalya’ya döndü ve 2 sezon üst üste Novara’yla İtalya Kupası sahibi ve Lig ikincisi oldu.Her zaman kazanmak,zirvede yer almak için çabaladı.Taa ki “Hayatımdaki en önemli şey” dediği voleybolun ardından “Artık daha da önemli olan biri var.” dedirten oğlunun doğumuna kadar. 2013’ten sonra oynadığı takımlarda yaşlanmasının da etkisiyle eskisi kadar şöhretli günler geçiremese de o çoktan “unutulmaz” oyuncular arasına girmişti bile…

Spor bir nevi hayatın simülasyonu. Kimi zaman hazmetmesi en zor olan duyguları kimi zamansa en büyük hazları yaşatıyor büyülü dünyasına kapılan herkese. O, sahada da güçlüydü,hayatta da. Sahada da cesurdu,hayatta da. Bu kadar gerçek,keskin bir acıdan;çok hayati bir karardan sonra da aynı Aguero’yu izlemeye devam etti dünya. Küba’nın yetiştirdiği,yeryüzündeki en güçlü hücum oyuncularından biriydi. Kariyeri bunu ispatlamaya yeterdi de zaten. Ama akıllarda yer etmesi hiçbir zaman sadece bu yüzden değildi.Hep ayakta kaldı.Sadece ve sadece en iyisi olmak için mücadele ettiğini duruşuyla yansıttı. O, bu oyunu kazanmak için oynayanlardandı. Bu oyunu kazanmak ona hep çok yakıştı.

Aslı İLERİ

İlgili Haberler

‘İtalya’ya turu geçmek için gidiyoruz’

admin

Gamze Alikaya: Tek hedefimiz kupa!

admin

Bursa BŞ set verdi puan vermedi

admin

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul Ediyorum Devamını Oku...

Gizlilik & Çerez Politikası