Geçen sezonu peş peşe kupalarla kapatan VakıfBank Spor Kulübü’nün bu sezon da hedefleri büyük. 5 kupada yarışacak olan sarı-siyahlı ekip sezonu Axa Sigorta Şampiyonlar Kupası’yla başlamıştı.
Kulübün en önemli skor güçlerinden biri de Rus yıldız Marina Markova. Kendisiyle aynı pozisyonda oynayan Sırp yıldız Tijana Boskovic ile olan uyumuyla da dikkat çeken Rus sporcu Fanatik Youtube’un sorularını yanıtladı.
Rakiplerinin kendisini tanımasının kendisini tamamen durdurabilecekleri anlamına gelmediği gibi mütevazı bir değerlendirmesi olan Rus pasör çaprazı VakıfBank ile olan yeni sezon hedefler, ülkesi Rusya’nın uluslararası arenaya dönüşü, Boskovic’le iletişimi ve kendisine dair merak edilen pek çok soruya yanıt verdi.
Markova’nın açıklamalarından bazı satır başları şöyle;
-Geçen sezon “Türkiye şampiyonluğu ve Şampiyonlar Ligi” dedin, ikisini de kazandın. Şimdi hedefi beş kupaya çıkardın. İnsanlara iddialı gelebilir ama senin için bu hedefin gerçekçi olmasını sağlayan şey ne?
Bence tabii ki iddialı bir hedef. Sonuçta bütün sporcular her şeyi kazanmak ister, bu da çok doğal. Ancak bunun ne kadar gerçekçi olduğunu sezon ilerledikçe göreceğiz. İlk kupamızı kazanmayı başardık ve bu gerçekten çok heyecan verici. Ama açıkçası bu maçta da, Süper Kupa’da şansların yüzde 50-50 olduğunu düşünüyorum.
Geçen yıl bu şampiyonaya katılmaya hak kazanan iki takım karşı karşıya geldi. Yaz boyunca takımlar değişti ve yeni sezona girildi. Bu nedenle kupayı kazanmak ya da kaybetmek açısından şansların yine yüzde 50-50 olduğunu düşünüyorum. Bu kez şansın bizden yana olduğunu söyleyebilirim. Özellikle maçın yine beş set üzerinden oynandığını düşünürsek, gerçekten zorlu bir karşılaşmaydı. Böyle maçlarda şansın da yanınızda olması gerekiyor.
Yılın geri kalanı için elbette çok çalışmamız gerekiyor. Özellikle Türkiye’de birçok takım güçlendi ve kendini geliştirdi. Bu yüzden çok daha iyi hazırlanmalıyız. Kolay olmayacağını düşünüyorum ama hedefimiz bu. VakıfBank’ın daha önce beş kupa ve beş şampiyonluk kazandığını biliyorum. Ben de aynı başarıyı kendi adıma yaşamak istiyorum.
-Son iki yılda Vakıfbank’ta, sizi daha iyi tanıyan ve size karşı daha fazla hazırlık yapan rakiplerden gelen direnç açısından işler daha mı zorlaştı?
Sanmıyorum, pek hoşuma gitmez tabii ki. Evet, profesyonel lige biraz hızlı, ani bir şekilde girdim ve belki de bazı oyuncular ya da takımlar benim için tam olarak hazır değildi, ama bunun bir sorun olduğunu söyleyemem; çünkü profesyonel ligde tüm profesyonel oyuncular kaç yıl oynuyor ki Tijana, abartısız 10 yıldır bu seviyede oynuyor. Diğer takımların onu tamamen çözdüğünü ve durdurmayı başardığını söyleyemeyiz. Bence tüm oyuncular için durum aynıdır.
Vargas için de öyle… Melissa da diğer oyuncular ve takımlar onu daha iyi tanımaya başladığı için performansında ciddi bir düşüş yaşamadı. Bence bu çok büyük bir sorun değil, çünkü bu işin bir parçası.
Elbette, birden fazla yıl oynadığınızda rakipler oyun alışkanlıklarınızı, yani belirli hareketlerinizi ve oyun kalıplarınızı daha iyi tanımaya başlıyor. Ancak bu, belirli durumlarda ne yapacağınızı tam olarak bildikleri anlamına gelmiyor. Sonuçta her oyuncunun ne düşündüğünü okumak çok zor. Rakiplerin oyun alışkanlıklarınızı bilmesi işleri biraz daha zorlaştırabilir ama sizi durdurabilecekleri anlamına gelmez.
-Yeni gelen oyunculara VakıfBank’ın en önemli kuralını veya kültürünü sen anlatsan, onlara ilk ne söylersin?
Açıkçası bununla ilgili söylenecek çok fazla şey var. Bilmiyorum, salonda etrafta asılı duran bütün o küçük sözleri mutlaka görmüşsündür. Soyunma odamızda da aynı şekilde bu sözler yer alıyor. Sanırım oyuncuların en çok dikkatini çeken şeylerden biri de bu. Soyunma odamızda büyük bir yazı var: “Yetenek seni salona getirir, orada kalıp kalmayacağına ise tutumun karar verir.”
Bence bu söz, VakıfBank’ın yapısını çok iyi anlatıyor. VakıfBank her zaman inanılmaz yeteneklere sahip oyunculara sahip oldu. Bu oyuncular farklı nedenlerle takıma geldi ve ayrıldı. Ancak burada önemli olan, çok çalışmak ve emek vermek.
Buraya gelen oyuncuların çoğunun da bunu yaptığını düşünüyorum. Çünkü Giovanni’yi tanıyorlar ve onun bu takıma kazandırdığı kültürü biliyorlar. Buraya geldiklerinde kendilerinden ne beklendiğinin farkındalar. Bence VakıfBank’ta şimdiye kadar çalışan herkes bu konuda harika bir iş çıkardı.
-Dışarıda gördüğümüz VakıfBank birbiriyle iyi anlaşan ve bunu sahaya yansıtan bir oyuncu grubu olarak görünüyor? Sence bu bu muhteşem uyumun temel nedeni ne?
Açıkçası bilmiyorum. Elbette, kişisel ilişkiler de işin bir parçası. Farklı kültürlerden gelen, farklı karakterlere sahip insanlar aynı yerde buluşup birlikte çalışıyor ve neredeyse 7/24 birbirlerini görüyorlar. Özellikle seyahat ettiğimiz zaman bu hiç kolay değil.
Ama yine takımın genel çalışma kültüründen bahsetmek istiyorum. Bunu tam olarak nasıl açıklarım bilmiyorum ama kulağa kesinlikle klişe gelse de bu kulüpte bir tür aile yapısı olduğuna gerçekten inanıyorum. Antrenörler, teknik ekip, sağlık ekibi ve yönetim kadrosu, her durumda oyuncuların her birini destekliyor.
Bunun da oyuncular arasında güçlü bir bağ kurulmasına yardımcı olduğunu düşünüyorum. Çünkü sahip olabileceğimiz en iyi organizasyona sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Organizasyonumuz gerçekten çok iyi ve bu sayede bizim endişelenmemiz gereken çok az şey kalıyor. Kendi işimize odaklanabiliyoruz. Bence takım olarak bu kadar kenetlenmemizin en önemli nedenlerinden biri de bu.
-Yeni sezonda bize henüz görmediğimiz hangi Marina’yı göstermek istiyorsun?
Her yıl hem teknik hem de mental açıdan kendimi geliştirmek istiyorum. Daha istikrarlı ve güvenilir bir Marina görmeyi umuyorum; sadece sayı katkısı sağlayan değil, aynı zamanda takım arkadaşlarının güvenebileceği bir oyuncu olmak istiyorum ve bunu da sahadaki performansımla sergilemeyi umuyorum.
-15 yaşındayken televizyondan izlediğin Tijana Bošković bugün senin yanında oturuyor, sen de onunla aynı takımda oynuyorsun. Tijana seni Sırp basınına “tam bir killer” olarak anlattı. Bunun hakkında ne düşünüyorsun? Ya da sen Boskovic’i hangi kelimeyle tanımlarsın?
Açıkçası bilmiyorum. Boss (patron) derdim. Kulağa ne kadar tuhaf gelse de bence onun çok sakinleştirici bir varlığı var. Zorlu durumlarda bile kolay kolay sarsılmayan ve işini kararlılıkla yapmaya devam eden biri. Bence onu en iyi tanımlayan özellik de bu.
Elbette çok çalışkan. Hala oldukça duygusal ama zorlu anlarda, özellikle maç içinde, ne yaptığını bildiğini görebiliyorsunuz. Onunla birlikte oynamak ve antrenman yapmak beni çok heyecanlandırıyor. Kendisi uzun zamandır örnek aldığım, inanılmaz bir sporcu. Böyle güçlü bir sporcu karakterinin yanında olmak her zaman çok heyecan verici.
-Bir spor psikoloğuyla çalışıyorsunuz ancak sizin de bir psikoloji geçmişiniz var. Bunun sebebi nedir?
Daha önce de söylediğim gibi, hedeflerimden biri sahada istikrarlı ve güven veren bir duruş sergilemek. Bunun için de öncelikle kendini tanımanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Elbette, geçmişimin ve kültürümün bu konuda bana yardımcı olduğunu düşünüyorum. Ancak baskı altında çalışabilmek de çok önemli.
Spor psikologları da tam bu noktada devreye giriyor. Çünkü baskı altında kalmak ve aynı zamanda iyi performans göstermek herkesin başarabileceği bir şey değil. Açıkçası, bu oldukça zor. Bu nedenle sporcuları anlayan ve onlarla çalışan uzmanlarla birlikte çalışmak gerekiyor.
Ben de temelde bunu yapıyorum. Bir sporcu olarak mental kapasitemi geliştirmek ve genel anlamda daha iyi bir sporcu olmak için bu desteği alıyorum.
-Geçenlerde Rusya basınına verdiğiniz röportajda, bu yıl final four’a bir önceki yıldan daha sakin çıktığınızı ve bunun performansınızı olumlu etkilediğini söylediniz. Gerçekten Marina’nın mentalitesi 1 yılda nasıl değişti?
Daha önceki soruda da söylediğim gibi, bir spor psikoloğuyla çalışmak bana çok yardımcı oldu. VakıfBank’a ilk geldiğimde üzerimde çok fazla baskı vardı. İlk Final Four’umdu ve takımın yarısı hastaydı. O dönem duygularımı dengelemekte gerçekten zorlanıyordum. Bunun da performansıma olumsuz yansıdığını düşünüyorum.
Bunun yanı sıra, VakıfBank’taki ilk yılımda takım olarak biraz favori olmayan taraf konumundaydık. Dolayısıyla üzerimizde ciddi bir baskı vardı.
Geçen yıl, yaklaşık bir yıl boyunca spor psikoloğuyla çalıştıktan sonra kendimi sakinleştirme ve belirli durumlarda nasıl hareket edeceğimi bilme konusunda bazı beceriler geliştirmeye çalıştım. Her durumda tam olarak ne yapacağımı bilmesem de en azından nasıl yaklaşmam gerektiğini öğrenmek bana çok yardımcı oldu.
Elbette, genel tecrübenin de büyük katkısı var. İlk yılımda bütün güçlü takımlara karşı oynamamıştım. Son iki yılda ise bu seviyedeki takımlarla daha fazla karşılaştım. Ne kadar çok zorlu maç oynarsanız, bu maçlarda nasıl davranmanız gerektiğini de o kadar iyi öğreniyorsunuz.
Bütün bunların mental açıdan biraz daha gelişmemi sağladığını düşünüyorum. Bir sonraki Final Four’da ise açıkçası çok daha iyi olmayı umuyorum.
-Rusya’nın uluslararası voleybola dönüşü artık gerçekleşiyor. Sen yıllarca Rusya Milli Takımı’nı bekledin. Neler hissediyorsun?
Dürüst olmak gerekirse,, şu an bunları düşünmeye çalışıyorum çünkü her şey yaşanabilir ve elbette her şey değişebilir. Çok heyecanlıyım ama bunun oldukça zor bir görev olacağını düşünüyorum.
Şu anda 14, hatta belki daha fazla oyuncumuz var. Antrenmanlara tam olarak kaç oyuncunun katılacağını bile bilmiyorum. Bireysel olarak çok yetenekli oyuncularımız var ama henüz bir takımımız yok. Çünkü birçok oyuncu farklı liglerde, farklı takımlarda ve farklı ülkelerde oynadı.
Öncelikle aramızda bir bağ kurmamız gerekiyor. Bu süreçte çok fazla seyahat edeceğimizi, birbirimizi tanımaya, aramızdaki uyumu yakalamaya ve bir takım kültürü oluşturmaya çalışacağımızı düşünüyorum.
Elbette çok heyecanlıyım. Ancak önümüzdeki yaza, kampa katılacağım ve hazırlıklara başlayacağımız döneme kadar bunu çok fazla düşünmemeye çalışıyorum. Çünkü her şey değişebilir. Şimdilik durum böyle.
