Fatma Şekerci: 2007’de Milli takım ile Meksika’da nezarethaneye girdik

Aydın Büyükşehir Belediyespor kaptanı Fatma Şekerci hem takımı Aydın hem de kariyeriyle ilgili Skorer’den Serkan Özen’e samimi açıklamalarda bulundu. Milli takım ile Meksika macerasını anlatan Şekerci, başantrenör Mehmet Bedestenlioğlu, Eczacıbaşı, Maja ve Boskovic hakkında konuştu.

HEDEF MAÇLARIMIZI KAZANDIK

Aydın’la başlayalım. Bu sezonu sorayım. Nasıl gidiyor? Kaptanlık da yapıyorsun, senin için nasıl geçiyor sezon?

Bu benim 4. sezonum Aydın Büyükşehir Belediyespor’da. Takıma, sisteme ve şehre alıştım diyebilirim. Sezon bizim için geçen senelere göre biraz daha zorlu geçiyor ve özellikle sezon başında beklediğimizden düşük bir performans sergiledik. Takımda birkaç değişiklik oldu ve sonra hedef maçlarımızı kazandık, şimdi devam ediyoruz. Biraz zor bir sezon oldu ama bence tekrardan kendimizi bulduğumuz bir dönemdeyiz diyebilirim.

AYDIN’DA SOKAKTA HERKES TANIYOR

Aydın gerçekten voleybolu seven bir şehir bence. 4 senedir zaten kendimi evimde gibi hissediyorum. Sokakta herkes tanıyor, aslında büyük şehre nazaran çok avantajları var. Özellikle büyük takımlara karşı ne zaman maçımız olsa inanılmaz bir seyirci desteği oluyor. Salon her zaman doluyor. O yüzden Aydın’da oynamak çok zevkli ve bence diğer takımlar için de bu sebeple zorlu bir deplasman.

‘YA BİZ AYDIN’DAYIZ, NE OLUYOR?’

Deplasmana büyük bir takım geldi diyelim. Tribün desteği yine de sizinle mi oluyor yoksa onlara mı dönüyor?

Tabii ki Fenerbahçe, Eczacıbaşı, Vakıfbank, Galatasaray gibi takımlar geldiğinde ister istemez seyircileri de geliyor. Onlarda benim de çok sevdiğim arkadaşlarım var ve çok iyi sporcular, çok iyi voleybol oyuncuları. O yüzden onları izlemeye gelen bir seyirci de var. Milli oyuncuları da izlemeye geliyorlar ister istemez. Onları da destekliyorlar, bizi de destekliyorlar. Ben buna karşı değilim ama büyük takımlar geldiğinde, “Ya biz Aydın’dayız. Ne oluyor?” gibi bir hissiyatımız oluyor.

MEHMET BEDESTENLİOĞLU’NUN YERİ BENDE ÇOK AYRI

Mehmet Abi’yle 15 yaşından beri tanışıyoruz. Ben 15 yaşında Eczacıbaşı altyapısına geldiğimde onunla çalışmıştık. Bana ve 90 jenerasyonuna katkısı büyüktür, çok fazla oyuncu yetiştirmiştir milli takıma. O yüzden benim için yeri ayrı gerçekten, 20 senedir tanışıyoruz. Benim için gerçekten bir abi gibi. Biz ona, o bize alıştı bence. Güzel gidiyor her şey, antrenmanlarına da alıştık. Zaten sistemi çok bozmadı. Kendi dokunuşlarını yapıp bizi motive ederek devam etti.

ECZACIBAŞI BİZE ÇOK ŞEYLER KATTI

Altyapıdan da bahsettin, nasıl günlerdi? Eczacıbaşı şu anda biliyorsun yeni bir salona taşındı, önemli isimler çıkarıyorlar her zaman. Sen de orada yetişmiş birisi olarak neler söylersin?

Altyapıda Eczacıbaşı Yıldız Genç takımda çok güzel günler geçirdim. Hâlâ daha 90 jenerasyonuyla kardeş gibiyiz, o hiç bozulmadı. Bence Mehmet Abi’nin de çok payı var bunda. Bizim böyle 10 kişilik bir grubumuz vardı. Yıldız milli, genç milli aynı şekilde devam ettik zaten, ana kadro o gruptandı açıkçası. Çok güzel günler geçirdik ve Eczacıbaşı bize çok şeyler kattı. Kolej takımı gibiydi her zaman. Standartlar çok yüksekti ve biz de o seviyeyi yakalamak için elimizden geleni yapmıştık. Bana çok şey kattı diyebilirim, çok güzel günlerdi. Çok güzel arkadaşlıklar ve tecrübeler kazandım.

Yeni salona geçtiler, daha oynamadınız orada. Bakalım nasıl olacak?

Sezonun son maçı, evet.

AMERİKA’DA HEM SALON HEM PLAJ VOLEYBOLU OYNADIM

Senin 4 senelik bir Amerika maceran da var, Florida’da. Nasıl geçti o dönemler? Şu an çok fazla genç oyuncu Amerika’ya gidip burslu olarak voleybol oynuyor. Sen onlardan önce gittin, neler söylersin?

Amerika’ya gitmemde de Mehmet Abi’nin çok payı var aslında. Eczacıbaşı’nda son senemdi ve ben hem okul okumak hem de voleybol oynamak istiyordum. A Takım’da devam etmeyeceğimi söylediler bana. Ben de ne yapabilirim diye düşündüm. Mehmet Abi’nin bir tanıdığı aracılığıyla bu seçenekten de haberdar oldum. Zaten uzun seneler İngilizce eğitimi veren bir okuldaydım. Sınavlara girdim ve Amerika’dan %100 voleybol bursu kazandım. Orada 5 sene okudum. Hem salon hem plaj voleybolu oynadım, bana çok şey kattı diyebilirim. Bütün sezon hem salon hem plaj oynuyorsunuz, 12 ay, gerçekten dolu dolu geçen 5 seneydi benim için. Plaj voleybolu da çok şey kattı bana. Teknik olarak, oyunu okuma olarak, taktik olarak çok önemli tecrübeler edindim.

HIRVATİSTAN MAÇINDA OTELE NASIL DÖNECEĞİZ DİYE DÜŞÜNÜYORDUM

Şimdi sen konukken Milli Takım’ı da sormadan olmaz. 2019’a götüreyim seni, çok önemli bir başarı elde ettik. Zaten ardından gelen başarılar da o turnuva sonrasında oldu. Yola döşenmiş ilk taş oldu o. Senin için nasıldı o Avrupa Şampiyonası? Bir de Hırvatistan maçını da sormadan geçmeyeyim. Neler söylersin?

Benim için gerçekten çok güzel bir yazdı. 4 ay buyunca kamptaydık ve 1 gün bile tatil yaptığımızı hatırlamıyorum ama sonuna kadar değen bir yaz sonu yaşamıştık. Hırvatistan maçına zaten bence kimse inanamıyordur. 2-0 gerideydik, ben kenarda duruyorum, “Nasıl otele döneceğiz? Nasıl insanların yüzüne bakacağız?” diye düşünüyorum. Giovanni dedi ki “Sen başlıyorsun 3. sete.” Dedim ki “başlayayım”. Bana bir şans verdi orada. Takım arkadaşlarım zaten her zaman çok iyi oynuyor fakat bazen o gün olmaz. Her gün herkes mükemmel oynayamaz yani. Şans yüzüme güldü, o gün de iyi günümdeydim. Kazandık 3-2 ve sonra zaten finale kadar çok rahat geçti.

YURT DIŞINDA BİLE TÜRKİYE’DE OYNUYORMUŞUZ GİBİ

Bölüm sonu canavarı Sırbistan’dı zannedersem, onlara yenildik maalesef ama gümüş madalya da çok değerliydi bizim için. Ankara seyircisini de sormuş olayım. Milli takım İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de ve Antalya’da oynuyor. Senin hangisini seçersin?

Seçmek aslında çok zor gerçekten çünkü biz yurt dışı bile olsa nereye gidersek gidelim sanki Türkiye’de oynuyoruz gibi. Voleybol seyircisi bize çok destek veriyor, çok değer veriyor bunun farkındayız. Hiç yalnız bırakmıyorlar. Ama Ankara’daki turnuva benim için de daha bir özeldi sanki. Sanırım o salon 12 bin kişilikti ve finalde 14 bin kişi vardı. Artık böyle basamaklarda falan oturuyordu insanlar. Çok güzeldi ya, Sırbistan’a kaybetmek bile çok özeldi benim için çünkü o Sırbistan kadrosu Şampiyonlar Ligi’ydi.

Serkan Özen: Boskovic MVP seçildi galiba, öyle hatırlıyorum. Genç yaştaydı daha.

Fatma Şekerci: Evet, evet. Mihajlovic vardı, Maja vardı. İnanılmazdı, bütün kadro vardı. Onlarla sonuna kadar oynamak bile bence çok güzeldi.

JORDAN LARSON İLE OYNAMAK İSTERDİM

Kariyerinde çok isimle oynadın. Keşke onunla da birlikte oynasaydım dediğin bir voleybolcu var mı?

Jordan Larson.

-Çok özel bir karakterdi gerçekten. Eczacıbaşı’ndaydı zaten. O da efsanelerden bir tanesi.
Zaten ben çok az bir farkla kaçırdım onu. Gidişinden 1 sene sonra gelmiştim. Hep içimde kalmıştır onunla oynamak, çok özel bir oyuncu bence.

BOSKOVİC SÜREKLİ ÜSTÜMDEN ÇIKIP VURUYORDU

Maçlarda seni en çok zorlayan kimdi? Kariyerinde hatırladığın, çok zorladı beni dediğin bir oyuncu var mı?

Ya maç değil de antrenmanlarda Tijana Boskovic sürekli çıkıp üstümden vuruyordu. 2 sene karşılıklı oynadık tüm antrenmanlarda.

Takım arkadaşıyken zorladı seni.

Evet, daha maça çıkamadan. Bir de Maja, hani bakacak tek bir oyuncum olsa bile fake atıyordu bana. İnanılmaz bir pasördü, ikisiyle aynı anda aynı takımda oynamak gibi bir şansım oldu. İnanılmaz teknikler, inanılmaz zeki oyuncular, gerçekten üst düzeyler.

OLİMPİYAT ELEMESİ POLONYA MAÇI

Unutamadığın bir maç sorsam sana? Hırvatistan tabii ki unutamadığın maç ancak aklına başka geliyor mu?

Olimpiyat elemesi 2020, Polonya maçı.

‘BİZİ KİMSE YENEMEZ’ DEDİK

Meryem Boz’un şov yaptığı maç.

Evet, kesinlikle. Bilmiyorum kaç tane maç sayısı çevirdik biz o maç. O kadar zor bir yerden çevirdik ki, o maçı aldıktan sonra ben dedim zaten bizi kimse yenemez bu turnuvada diye. Yarı finaldi, sonra da Almanya vardı zaten. İlk maçta da Almanya bizi 3-0 yenmişti. Ben dedim ki Almanya set alamaz bizim bu oyunumuzdan sonra, gerçekten öyle de oldu.

O MAÇI UNUTAMIYORUM

Çok özgüven getiren bir galibiyet oldu takım için, morali de yükseltti.

Kesinlikle, erken final gibi bi şey oldu açıkçası. Polonya’da o sene çok iyi bir kadroya sahipti. O yüzden o maçı da unutamıyorum gerçekten.

EBRAR KARAKURT İLE ODA ARKADAŞIYDIM

Oda arkadaşım kim? Hem Milli takımda kimdi hem de şu anda kim?

Milli Takım’da Gözde Yılmaz’dı 2019 senesinde. Çok kişiyle kaldım, bir ara Ebrar’dı. Hatırlayamıyorum şimdi, uzun zamandır gitmediğim için. Herkesle kaldım açıkçası çünkü turnuvadan turnuvaya oyuncular da değişiyordu. Çok eğleniyorduk zaten o kadar uzun kamplar yapıyorduk ki herkes bir odada toplanıyordu, oda arkadaşı diye bir şey tam yoktu. Burada da Mina’yla kalıyorum.

İDMANA EN ERKEN GELEN

Kaptan olarak bu soruya nasıl cevap verirsin bilmiyorum ama antrenmanlara en erken gelen kişi kim?

Ben. (Gülerek)

MEKSİKA’DA MİLLİ TAKIMI NEZARETE ATTILAR

Unutamadığın bir seyahat ya da antrenman anını öğrenebilir miyiz?

2007’de biz Meksika’ya gidiyorduk. Yıldız Milli Takımla Dünya Şampiyonası’na katılmaya hak kazanmıştık. Uçaktan indik Meksika’da, bizim tüm takımı nezarethaneye attılar. 3 metrekare bir oda, cam yok, metalden banklar var. Mehmet Abi antrenör yine. Bizim pasaportları aldılar orada elimizden. Başka insanlar da var, biz korkuyoruz. Zaten 15-16 yaşlarındayız. Sanırım yanlış anlaşılma olmuş, uçakta bir ihbar olmuş, onlar da bizim takım sanmışlar. Gazetelere falan çıkmıştı, ailemiz saat farkından dolayı sonradan öğrenmişti. O zamanlar iletişim de bu kadar kolay değildi. 1 saat falan beklettiler bizi orada. En sonunda da kusura bakmayın deyip çıkartmışlardı bizi. Sonra diğer uçağımızı da kaçırmıştık.

İlk A Milli takım maçına çıktığında en büyük korkun neydi?
Servisi alttan atmak olabilir. Kısa servis riskli bir servistir her zaman. İnsan kısa olsun ve rakibi zorlasın diye risk alıyor. İnşallah alttan atmam diye düşündüğümü hatırlıyorum çünkü çok heyecanlıydım. Hem A Milli takımda oynuyorsunuz hem de ben kamptayken Neslihan Abla, Gözde Abla vardı. Çok iyi oyuncular olan, çok iyi bir jenerasyondu. Orada zaten eliniz ayaklarınıza karışıyor, o yüzden o korkum vardı.

KUŞADASI’NA GİTMEYİ ÇOK SEVİYORUM

Aydın’da yapmaktan en çok hoşlandığın aktivite nedir?

Kuşadası’na gitmeyi çok seviyorum. Çok güzel sahiller var ve orada deniz kenarında vakit geçiriyorum özellikle mart, nisan ve eylül, ekim aylarında. Oralar çok güzel oluyor, orada zaman geçirmeyi seviyorum.

Takımın en eğlencelisi?

Selen ve Gizem Çerağ diyebilirim.

Takımın en konuşkanı?

Sahada kimse konuşmaz ama (gülerek) soyunma odasında en çok Nisa ve Selen’in sesi çıkıyor.

Takımın en çalışkanı?

Bence Martyna Grajber

Takımın en duygusalı?

Ona da Beliz Başkır ve Mina Mijatovic demek istiyorum.

Takımın en çılgını?

Çerağ

Son olarak taraftara bir mesajın var mı?

Bizi zaten hiçbir zaman yalnız bırakmıyorsunuz. Ne zaman evimizde oynasak bütün salon dolu oluyor. Bu sene de bizi yalnız bırakmadığınız için teşekkür ederiz. Her maçımıza tekrardan bekliyoruz.

İlgili Haberler

Mert Grup Sigorta’dan açıklama

admin

Guidetti: Çok iyi sezon geçirdik ama mükemmel değildi

admin

Said Maruf resmen Fenerbahçe’de

admin

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul Ediyorum Devamını Oku...

Gizlilik & Çerez Politikası